|
|
Kronik hepatit Vücudun bağışıklık sistemi virüsü vücuttan temizleyemediği için, enfeksiyonun 6 aydan uzun süre direnç gösterdiği uzun süreli hepatittir. Kronik hepatitleri çok önemli yapan, bu olgularda karaciğerin geri dönüşsüz bir hastalığı olan sirozun gelişebilmesidir. Sirozun gelişip gelişmeyeceğini ve hangi olguda ne zaman ortaya çıkabileceğini kestirmek çoğu kez mümkün olmaz.
Epidemiyolojisi Ülkemizin batı bölgelerine toplumun %4'ü, doğu bölgelerinde %7'si HBV ile; ülkemizin %1'i HCV ile enfektedir. HCV'de kronikleşme %70-80'dir; ortalama 15 yılda %30 oranında siroz gelişir ve 25-30 yılda HCC'ye ilerler. HBV'nin ülke genelinde taşıyıcılık oranı %5'tir. HBV erkeklerde kadınlardan daha fazla görülür. Hayatın erken dönemlerinde kronikleşme oranı yüksektir: Yenidoğanda %96, çocukta %20-40, erişkinde %10. Ülkemizde HBV ile enfekte olanların %20-30 unda HDV(+)'tir. Ko-enfeksiyonda kronikleşme %2-7; süperenfeksiyonda %70-95 Semptomları:
Primer biliyer siroz (PBS)
Etiyolojisi: Semptomları: Kronik kolestaz Kolestaz, hepatosit bazolateral membranından, Oddi sifinkterinin duedonuma açıldığı bölge arasındaki yerlerde herhangi bir nedenle safra akımının engellenmesi sonucu oluşan safra stazının yaptığı klinik tablodur. Etiyolojisi:
Alkolik Karaciğer Hastalığı Uzun süre ve aşırı miktarlarda etil alkol alanların bir kısmında karaciğer zedelenmesi bulguları ortaya çıkar. Bunların en hafif biçimi: yağlı değişiklik, daha ağırı steatohepatitis ve en ağırı alkolik sirozdur. Alkolü metabolize eden en önemli sitoplazmik enzim, alkol dehidrogenazdır (AD). Metabolizasyon, daha az oranda mikrozomal etanol oksitleyici sistem (MEOS) tarafından sağlanır. Alkol dehidrogenazın etkisiyle, ortamdaki hidrojen iyonu konsantrasyonu artar. Bu hidrojenin bir kısmı MEOS'un isleyişinde kullanılır. MEOS'un alkolizm nedeniyle aşırı çalışması, alkolizm olgularında endoplazmik retikulumun ve mitokondrilerin artmasına/irileşmesine neden olur. Yağ asitlerinin normal oksitlenmesi azaldığı ve kolesterol üretimi arttığı için, hepatositlerin sitoplazmalarında nötral yağ birikmeye baslar. Aşırı alkol alımından sonraki iki gün içinde oluşabilen bu durum, kendi başına zararsız ve alkol bırakılırsa geçicidir. Kronik Viral Hepatit Viral Hepatit karaciğerin virus (HAV, HBV, HCV, vb.) kaynaklı iltihabıdır ve insan vücudunda bir çok olumsuz bulguya yol açar. Karaciğerin taze, alevli iltihabına "Akut Viral Hepatit", 6 aydan fazla sürmesi haline ise "Kronik Viral Hepatit" adı verilmektedir.
Safra Asitleri ile İlişkili Kolestaz Litokolik asit; kanalikül membranı değiştirerek Na-K ATPaz inhibisyonu oluşturur.
Postoperatif Kolestaz Büyük abdominal cerrahi veya uzun süren operasyonlardan 1-4 gün sonra sarılık oluşur. Kistik fibrozise eşlik eden kolestaz, uzamış parenteral nütrisyon, Hodgkin hastalığı (intrahepatik safra kanal kaybı) veya çözünürlüğü olmayan maddelerin biliyer presipitasyonu sonucu şekillenir. Primer Sklerozan Kolanjit Hastalık, kolestaz ve kronik karaciğer hastalığının komplikasyonları yanında; kolanjit, kolanjiokarsinom, biliyer strüktür ve safra taşlarına neden olabilir. Karaciğer Hastalıklarında Tanı Yöntemleri Alkalen fosfataz, vücutta yaygın olarak bulunan bir enzimdir. Karaciğerde safra akımını bozan lezyonlarda alkalen fosfatazın serum düzeyi (Normal değer <85 IU/l) yükselir. Bu enzimlerin hepatik kaynaklı olup olmadıkları da biyokimyasal olarak gösterilebilir. Hipoalbuminemi (normali 40-50 g/l), kronik ve ağır karaciğer hastalıklarının bir bulgusudur. Bilirubin ve onun idrardaki/dışkıdaki formları, safra üretimi ve akımı ile ilgili bozukluklarda anormal değerler alırlar. Kronik hastalıklarda serum düzeyi yükselen immunglobulinler, Kan Sayımı: Anemi sıktır. Serum elektrolitleri: Serum Na, K ve Cl düzeyleri ölçülmelidir. Bu özellikle diüretik kullananlarda ve hepatik koma ihtimalinde önemlidir. Hepatit marker'ları: Etiyolojide rol oynayan viral etken için B,C ve delta virüsü araştırılmalıdır. Serum Cu, idrar Cu'ı bakılmalıdır. Asit sıvısının incelenmesi Endoskopi: Özofagus ve fundal varisler ve gözlenir. Sintigrafi: Bugün sık kullanılan bir yöntem değildir. Ultrasonografi: Tek başına siroz tanısını koydurmaz. Karaciğer biyopsisi: Siroz tanısında en güvenilir yöntemdir ve etiyolojik etken hakkında bilgi sağlayabilir. Safra Kesesi Hastalıkları
Safra taşları çok çeşitli boyda, bir kum taşı kadar küçük, bir pingpong topu kadar büyük olabilirler. Safra kesesinde genelde büyük tek bir taş olabileceği gibi pek çok, hatta binlerce daha küçük taş da olabilir. Etiyolojisi: Bunlardan birincisi safra kesesinin ne sıklıkla ve ne kadar kasıldığıdır; seyrek ve yetersiz safra kesesi boşalması safranın fazla yoğunlaşmasına neden olup taş oluşumuna katkıda bulunabilir. İkinci faktör ise karaciğer ve safrada bulunan ve kolesterol kristalleşmesini kolaylaştıran veya engelleyebilen bazı proteinlerin varlığıdır. Ayrıca hamilelik sonucu yüksek östrojen seviyesi, hormon tedavisi veya doğum kontrol hapı kullanımı safrada kolesterol düzeylerinin arttırabilir, safra kesesi kasılmasının azaltabilir ve bunların sonucunda safra taşı oluşabilir. Beslenme ile safra taşı oluşumu arasında kesin bir bağlantı gösterilememiştir. Ancak az posalı, yüksek kolesterollü diyetlerin ve çok nişastalı diyetlerin safra taşı oluşumuna katkıda bulunabileceği öne sürülmüştür. Belirtileri : Daha ender bazı durumlarda acı midenin altında, pelvise yakın bir yerde başlar. Bu krizler böbrek taşı acısı gibi şiddetli bir ızdırap verirler. Bazı safra krizlerinin doğum sancısından daha acılı olabileceğine inananlar vardır. Acıyı azaltmanın bir yolu, safra kesesindeki safra seviyesini düzenlemek için ağrı başlangıcında bir bardak su içmektir ama bu yöntem her zaman çalışmaz. Bu ağrılar genelde özellikle yağlı bir yemeğin ardından ve çoğu zaman gece vakti olur. Diğer semptomlar abdominal şişme, yağlı yemekleri kaldıramamak, geğirmek, gaz ve hazımsızlıktır. Eğer bu semptomlarla beraber üşüme, düşük ateş, deri veya gözlerin sararması veya kil renginde dışkı görülürse derhal bir doktora başvurmak gerekir. Safra taşı olan bazı kişiler bir acı veya rahatsızlık duymazlar. Bu kişilerin safra taşlarına "sessiz taş" denir ve bu taşlar safra kesesi ve diğer iç organları etkilemezler. Tedavilerine gerek yoktur.
|
||||||||||||||||||||